google.com, pub-3163838852151076, DIRECT, f08c47fec0942fa0
top of page
  • Yazarın fotoğrafıYitik

YAZMAYACAKTIM


Bayram ziyareti için memlekete gitmiştim. Dağ bayır gezmekten arabanın gevşemeyen vidası kalmamıştır sanırım. Dönüş yolunda radyo istasyonunu değiştirmek için ekrana dokununca multimedya konsoldaki boşluğun içine düşüverdi.


Geçen hafta anca fırsat bulup tamirat için bir arkadaşımın dükkanına gittim. Pazar günüydü ve içerisi diğer günlere nazaran oldukça sakindi. Usta benim ekran ve çerçevesi ile ilgilenirken yabancı plakalı ultra lüks bir jip park etti dükkanın önüne.

İçinden filmlerdeki tatilcilere benzeyen bir aile indi. Adam oldukça konuşkan ve sempatikti. Birkaç dakika içerisinde baba en büyüğünden bir araç üstü port bagaj pazarlığını bitirmiş, oğlu ise 6 tane Amerikan park modülü almıştı. Port bagajın arabaya montajı sürerken gurbetçi baba o bilindik tatlı kırık aksanla; “Allah sizi inandırsın bunların fiyatı Almanya’da da böyle. Ama sırf paramız ülkemizde kalsın diye buradan almaya karar verdik. Bak şu arabanın arkası Türkiye’den aldıklarımızla dolu. Hepsi Almanya da yok mu? Tabi ki var ama biz vatan sever insanlarız, paramız ülkemizde kalsın diye buradan alıyoruz.” minvalinde bir konuşma yaparken eşi de başıyla onaylıyordu.


Duymazdan gelip benim tamiratı yapan ustaya odaklanmaya çalıştım ama adam susmak bilmiyordu. “Almanya artık eski Almanya değil. Enflasyon çok arttı. Türkiye’nin kıymetini bilin. Almanya’da raflar boş. Türkiye bolluk içinde.”


Şu YouTube'da yayınlanan sokak röportajlarından birini dinliyormuşum gibi hissettim. Ancak yine de kendimi tutmaya gayret ettim. Nihayet port bagajın montajı bitti. Adam en büyük boy port bagaj ve altı adet Amerikan park modül için yalan olmasın 500 euroya yakın bir para ödedi.


Dükkan sahibi arkadaşım da alış-verişten duyduğu memnuniyetten olsa gerek ona iki adet araç kokusu hediye etmek istedi. Hani şu klima peteğine takılanlardan. Adam kendine uzatılan hediyeye evirip çevirip bakarken birden yüzünün şekli değişti ve hediyenin birini geri uzatıp; “Şu Atatürklü olanın yerine de Osmanlı arması olandan ver. Bizim Atatürkle işimiz olmaz:” dedi.


Başımdan aşağı kaynar sular döküldü sanki. Tutamadım kendimi. “Dakikalardır sizi dinliyorum. İş yeri sahibine ayıp olmasın diye susuyorum. Ama çizmeyi aştınız. Siz Türk değil misiniz? Cebinizde ay yıldızlı pasaport taşımıyor musunuz? Kimliğinizde Türkiye Cumhuriyeti yazmıyor mu? O Türkiye Cumhuriyeti devletini kim kurdu? Atatürk size ne yaptı? Atatürkle alıp veremediğiniz ne?” dedim.


O kadar dolmuşum ki cevap vermesini beklemeden devam ettim; “Almanya’da Euro kazanıyor, Türkiye’de TL harcıyorsunuz. Cebinizdeki 1000 euro Kapıkule’yi geçtiğinde 18 bin Türk lirası oluyor. Bu ülkede asgari ücret kaç lira biliyor musunuz? Utanmadan Almanya bitti, raflar boş vs diye kafa buluyorsunuz. Bugün Pazar. Bu usta burada niye çalışıyor diye hiç sordunuz mu kendinize? Bir Euro 18 lirayı geçmiş. Bir dünya malzeme aldınız, montaj yaptırdınız ödediğiniz 500 euro bile değil. Bu ülkede Türk parası değerlense 1 TL bir Euroya eşit olsa yine bu güzellemeleri yapar mısınız? Bakın sizin bu saçma sapan söylemleriniz yüzünden gurbetçilere karşı inanılmaz bir öfke birikimi var. Yaptığınız doğru değil.” dedim.


Kulaklarına kadar kızaran adam; “Beni yanlış anladınız, ben de milliyetçiyim. Antepliyim.” deyince; “Antep değil, Gaziantep. Mustafa Kemal Atatürk'ü sevmeyen milliyetçi mi olur? Siz hangi milletin milliyetçisisiniz? diye sordum.


Cevabını beklemeden sesimi yükselttiğim için adamın eşinden, çocuklarından ve iş yeri sahibinden özür dileyerek tamiratı başka bir gün yaparız diyerek öfkeyle ayrıldım mekândan.


Zira kalsam kırıcı olacaktım. Aslında yazmayacaktım. Ancak dün medyada tatilden dönen bir gurbetçinin videosunu seyredince yazmak, nakletmek istedim.


Helal rızkı için gurbet elde ömür tüketenleri tenzih ederim ancak sokak röportajları ve aynı minvaldeki bu tarz haberler Türk Milleti’nin gurbetçilere bakış açısını çok olumsuz etkiliyor. Bunu görmemek için kör olmak gerek.


Gelecekte bunun sebep olabileceği sorunları düşünüp şimdiden tedbirler geliştirmek yerinde olur diye düşünüyorum.


Yeri gelmişken söylemeden edemeyeceğim. Bırakın bu Atatürk düşmanlığını. Atatürk bir Osmanlı paşasıydı. Ve ömrü boyunca Türk Milleti için çalıştı, çabaladı.


Unutmayın; dün ile bugünün kavgasında kaybeden hep yarın olur.

804 görüntüleme

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page