İNSANDA VEFA ARAMA
- Yitik

- 24 saat önce
- 3 dakikada okunur

İlçemizde görevli başkomiserin oğlu Atilla ağabey bıçkın ve havalı bir delikanlıydı. Ben henüz tıfıl bir ilkokul öğrencisiydim. İmrenirdim ona. Atilla ağabeyin bir de köpeği vardı. Adı Baretta idi. Kendi de adı gibi barettaydı. Ataktı ve her an saldıracak gibi dururdu.
Yalan yok bahçe duvarının ardında ve zincire bağlı olduğu halde acayip korkardım Baretta’dan. Aksi gibi evleri de bizim evin yol üzeriydi. Okula ya da çarşıya gidip gelirken mutlaka önünden geçmek zorundaydım.
Hiç unutmuyorum bir pazar sabahı ekmek almak için çıktım evden. Kendi halimde yürüyorum. Köşeyi dönünce bir de ne göreyim. Baretta bahçe duvarını aşmış ve zincir falan hak getire.
Aramızda belki iki yüz metre mesafe var ama nasıl korkuyorum, kalbim ağzımdan çıkacak sanki. Baretta’nın öne doğru hamle yaptığını görür görmez, yangın ihbarı almış itfaiye aracı gibi çığlık çığlığa tam aksi istikamete koşmaya başladım.
Ama ne koşmak.
Öyle bir korku ki arkama bakamıyorum bile. Devamını anlatmayacağım çünkü benim için oldukça dramatik ve rencide edici sonlanmıştı.
İşte o günden sonra köpeklerden korkmaya başladım ben. Uzaktan bile görsem dizlerimin bağı çözülürdü. Bu korkuyu yenmem çok uzun zaman aldı.
Seneler sonra hayata atılıp müsait bir evimiz de olunca barıştım köpeklerle. Kangal ile başlayan bu sevgi zaman içerisinde sevdaya dönüştü.
Oğlum, kızım aynı şeyleri yaşamasın diye belki de küçük yaşta haşır neşir ettim onları kangallarımızla. Öyle ki onların üzerinde büyüdüler desem abartmış olmam.
Çocukların merhamet ve sorumluluk duygularının gelişmesine çok büyük katkı sağladılar. Ancak oğlumun bu sevgi olayını oldukça abarttığını söyleyebilirim.
Eskişehir’de yaşarken komşunun Dogo Arjantini’ni gösterip bundan istiyorum demişti. Ben de tamam olur diyerek söz vermiştim.
Aradan ne kadar süre geçti bilmiyorum. İstanbul’a taşındık ve oğlum o sene sözümü hatırlattı bana. Küçük bir pazarlıktan sonra Dogo Arjantin yerine Amerikan Bulldog’ta anlaştık.
Çünkü onu temin etmem daha kolaydı, arkadaşım Ozan Amerikan Irkı köpeklerle ilgileniyordu. Hemen onu aradım. Akşam saat kaçtı hatırlamıyorum küçük bir hal hatır faslından sonra oğlumla Beykoz’dan arabamıza atlayıp İstanbul’un öbür ucuna gittik.
Ozan evinin bir odasında oynaşan yavruları gösterdi. Hepsi birbirinden sevimliydi ama oğlum içlerinden birine vuruldu. İçimiz kıpır kıpır oldu. Azıcık oturduktan sonra sevimli yavruyla beraber arabaya geçtik. Oğlumun sevinci ve mutluluğu gözlerinden okunuyordu.
Hemen oracıkta koydu adını; BULUT.
O günden sonra Bulut evin bir ferdi oldu. Çok karakterli ve duygusal bir köpekti. Büyüdükçe koruma refleksi ve karakteristik özellikleri daha da belirginleşti.
Çok güçlü olmasına karşın, gücünün farkındaydı. Oynarken, güreşirken, gezdirirken asla zarar verici bir davranışta bulunmazdı.
Sadece yemek saatlerinde öfkeli olur, yemeğini asla paylaşmaz tepeleme mama kabını saniyeler içinde mideye indirirdi.
Oğlumla ilişkisi çok daha başkaydı. Onun sözünden asla çıkmazdı. Ben Bulut’u tasmasız gezdirmeye çekinirken, Bulut tasmasız olmasına karşın oğlumun gölgesinden ayrılmaz, o çok sevdiği yemeğini bile oğlumdan "başla" komutu almadan yemezdi.
Sanırım benimle ilişkisi daha çok dede-torun ilişkisine benziyordu. Biz büyüdükçe ağır başlı olur diye düşünüyorduk ama Bulut’un içindeki çocuk hiç büyümedi. Oynamayı çok severdi ve çok hareketliydi.
En çok sevdiğim yönü iyi bir dinleyici olmasıydı. Bazen oturur onunla saatlerce dertleşirdim. Her söylediğimi anlar gibi gözümün içine bakar, boynuna bir sağa bir sola büküp dururdu.
Çok vefalı bir dost olmanın yanı sıra benim terapistimdi desem yalan olmaz. Zor zamanlarımda benim nefesim oldu, güç verdi.
Henüz birkaç gün önce videosunu atmıştı oğlum. “Çok özledim” diye cevaplamıştım.
Dün oğlumdan gelen bir başka mesajla dünyam başıma yıkıldı adeta. “Bulut dün yürüyüşten sonra nefes nefese kaldı. Yarı baygın hale geldi. Veterinere götürdüm. İki gün kaldı. Ben de onunla beraber elimizden gelen her şeyi yaptık ama maalesef Bulut’u kaybettik.” yazıyordu.
Ölüm hissine aşina olmama rağmen ziyadesiyle üzüldüm. Tek tesellim güzel bir hayat yaşadı ve bize de güzellikler yaşattı.
Umarım şimdi çok daha güzel bir yerdedir.
Seni çok özleyeceğim Bulut.



Yorumlar