google.com, pub-3163838852151076, DIRECT, f08c47fec0942fa0
 
  • Yitik

SEHPALARDA ZAFER VAR

Halil ESENDAĞ, Manisa Saruhanlı’dan bir vatan evladı.


Henüz 18 Yaşında. İmam Hatip son sınıfta evlenir ki üç beş günlük damattır daha. Bir bakar darbe olmuş, apar topar alınmış karakola. Karıştığı hadise var mıdır, yoksa kulp mu takılır bilmiyoruz. Bildiğimiz şu ki isnat edilen suçları kabul etmeyecektir asla.


Selçuk DURACIK, 22 yaşında tuğ gibi bir delikanlı. Manisa, Turgutlu'dan. Seyyar satıcılık yaparak rızkını temin etmeye çalışırken daha önce de bir kaç defa Ülkücülük suçundan cezaevine girip çıkmışlığı var. Selçuk polisler tarafından arandığını öğrenince emniyete giderek teslim olur. Zira gocunacak bir şeyi yoktur. Ancak ihtilal mahkemeleri düzmece suçlamalarla idama mahkum eder onu.


3 Haziran 1983 günü radyo ve televizyonda idam edildiğine dair haberler yayınlandığında, emniyete götürülmüş sıkıştırılmaktadır hâlâ.


Kalem kıranların vicdanları da rahat değildir anlaşılan. İşkence iki gün sürecek ve bir şey alamayacaktırlar ondan. Ne belge, bilgi, ne itiraf, ne imza. Lakin koskoca konsey başkanı “asılsın” buyurmuştur, dönecek değillerdir ya!


5 Haziran akşamı iki sivil memur Muradiye Camii imamı Abdullah Hoca’ya gelirler.


- Bir nikâhımız vardı hocam!

- Buyurun gidelim tamam.


Araba Buca Cezaevinin önünde durur. Hâkimler, hekimler, cankurtaranlar. Anlar ki yine darağacı kuruldu avluya.


Abdullah Hoca daha evvel solcu gençlerin infazına getirilmiş ancak onlar “Biz Allah’a, kitaba inanmıyoruz” deyip dinî telkini reddedince bükmüş boynunu çekilmiştir kenara. Elbette endişelidir, terslenmekten çekinir ne de olsa.


Derken kapı açılır, elleri arkadan kelepçeli iki mahpus Selçuk Duracık ve Halil Esendağ girer içeri.

Sonrasını Abdullah Hoca'dan dinleyelim isterseniz.



614 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör