google.com, pub-3163838852151076, DIRECT, f08c47fec0942fa0
top of page
  • Yazarın fotoğrafıYitik

AHMED CEVAD AHUNDZADE

Güncelleme tarihi: 14 Eki 2021



Dün sabah saatlerinde instagram hesabımda Ahmed Cevad'ın şehadetiyle ilgili bir paylaşım yaparak hayırla yâd etmiştim. Allah kalbimi biliyor ya işleri biraz hafifletince gün içinde daha geniş bir yazı yazarım diye düşünmüştüm.


Kafamda yazacaklarımı toparlamaya çalışırken Seyit Ahmet SILAY ağabey aradı. Tevafukun güzelliğine bakar mısınız?


Seyit Ahmet ağabeyin Çanakkale'ye olan özel ilgisini biliyorum. Hem web sitesinden (www.canakkalemuzesi.com) hem de katıldığı programlardan takip ediyorum. O yüzden telefonumun ekranında adını görünce heyecanlandım.


Özetle; "Kardeşim Şehit Ahmed Cevad ile ilgili paylaşımını görünce aramak istedim. Ahmed Cevad'ın Çırpınırdın Karadeniz şiirini niçin yazdığını biliyorsundur. Hamidiye kruvazöründen geriye pek bir şey kalmadı ama çanı bende. Uygun bir zamanda görüşelim." dedi.


Nazik davetine teşekkür ettim ve kaleme alacağım yazıda çanın fotoğrafını kullanmak için iznini istedim. İşte aşağıda fotoğrafını gördüğünüz çan belki de Hamidiye kruvazöründen geriye kalan en nadir parça.

Ahmed Cevad Ahundzade, 5 Mayıs 1892’de Azerbaycan’ın Gence şehri yakınlarındaki Şemkir bölgesinin Seyfeli köyünde dünyaya geldi. Henüz altı yaşındayken babasını kaybetti.


Doğduğu köyde dini eğitim alan Ahmed Cevad Arapça ve Farsçayı da bu dönemde öğrendi. 1906 yılında ailesiyle birlikte Gence’ye taşınan Ahmet Cevad eğitimine burada devam etti. Bu dönemde kaleme aldığı ilk şiirleri çeşitli gazete ve dergilerde yayınlanmaya başladı. 1912 yılında eğitim hayatını tamamlayarak Gence Kız Okulu’nda Türkçe ve Farsça öğretmeni olarak görev yaptı.


Onun vatan tasavvuru sadece Azerbaycan’dan ibaret değildi. Onun için Türk’ün yaşadığı her yer vatandı. Balkanlardan gelen acı haberlerle kederleniyor, topraklarından çıkarılan milyonlarca Türk’ün acısını yüreğinde hissediyordu.


Onun kalemi vardı ve sürekli yazıyordu. Ancak bu yüreğindeki acıyı bastırmaya yetmiyordu. 20 yaşına geldiğinde Osmanlı Ordusunun Balkanlarda verdiği var oluş mücadelesinin bir parçası olmaya karar vererek arkadaşlarıyla birlikte “Kafkas Gönüllüler Müfrezesi”ni kurdu. Böylece Osmanlı Ordusunun bir parçası olarak sahada Bulgarlara karşı savaştı.


Ahmed Cevad Türk milletinin derdi ile dertlenen, sevinçleri ile sevinen bir Türklük mücahidiydi. Çırpınırdın Karadeniz şiirini de işte böyle bir sevinç gününde kaleme almıştı.


15 Aralık 1914 günü, Rauf Orbay’ın daha sonra ‘Hamidiye Kahramanı’ olarak anılmasına vesile olan Hamidiye Kruvazörünün Karadeniz’de Rus Deniz Kuvvetlerini mağlup ettiği haberleri Bakü sokaklarında yankılanıyordu.

Haberi alan Ahmed Cevad coşkuyla sarıldı kaleme ve o muhteşem dizeler dökülüverdi kağıda;


Çırpınırdın Karadeniz,

Bakıp Türk’ün bayrağına

“Ah” deyerdin, hiç ölmezdim,

Düşebilsem ayağına.


Ayrı düşmüş dost elinden,

Yıllar var ki, çarpar sinem,

Vefalıdır, geldi giden,

Yol ver Türk’ün bayrağına.


İnciler dök gel yoluna,

Sırmalar düz sağ, soluna

Fırtınalar dursun yana

Selam Türk’ün bayrağına.


Hamidiye o Türk kanı

Hiç birinin bitmez şanı

Kazbek olsun ilk kurbanı,

Selam Türk’ün bayrağına.


Dost elinden esen yeller,

Bana şiir, selam söyler

Olsun bizim bütün eller,

Kurban Türk’ün bayrağına


Azerbaycan’ın bağımsızlığı döneminde öğretmen ve gazeteci olarak çalışan Ahmet Cevad şiirler yazmaya da devam ediyordu. Hükümetin açtığı milli marş müsabakasına katılması o yıllara rastlar. Cevad’ın yazdığı ve Üzeyir Hacıbeyli’nin bestelediği marş beğenildi ancak Bolşeviklerin Azerbaycan’ı işgali nedeniyle kabul edilemedi.

Sovyet Hapishanelerinde Ahmed Cevad
Sovyet Hapishanelerinde Ahmed Cevad

Ahmet Cevad’ı kurşuna dizdiren Stalin rejimi o dönemde diğer fikir adamlarının eşlerine yaptıklarını Cevad’ın eşi Şükrüye Hanım'a da uyguladı. Şükriye Hanım da eşi gibi cezalandırılmış Sibirya’ya sürgün edilmişti. Cevad’ın evlatları da tıpkı kendisi gibi babasız kalmış annelerinden de 18 yıl mahrum kalmışlardı.


Hayat arkadaşı Şükriye Hanım

Sovyetlerin dağılmasının ardından bağımsızlığını yeniden elde eden Azerbaycan'da parlamento, 1993'te Cevat'ın yazdığı ve Hacıbeyli'nin bestelediği marşı Azerbaycan Milli Marşı olarak kabul etti.


Biz onu daha çok Azerbaycan Milli Marşı ve Hamidiye’nin kahramanlığı üzerine yazdığı Çırpınırdın Karadeniz şiiri ile tanıyoruz ancak Ahmet Cevad Azerbaycan’ı kurtarmaya gelen Kafkas İslam Ordusu için de şu şiiri yazmıştı:


Ey şanlı ülkenin şanlı ordusu Unutma Kafkas’a geldiğin günü Gelirken kovmaya Turan’dan Rus’u Ayağını Karadeniz öptü mü?

İlk atarken eski burca adımı Kars Kalesi selam topu attı mı? Sen yaparken orada zafer şenliği Mağlup düşman kaşlarını çattı mı?

Bir şiirinde kendini şöyle anlatıyor Ahmed Cevad. Ve aslında tüm mücadelesinin özetidir bu.

Soranlara ben bu yurdun; anlatayım nesiyim Ben çiğnenen bir ülkenin hak bağıran sesiyim

Şehadetinin 84. Seneyi devriyesinde rahmetle anıyorum. Aziz ruhu şad olsun.

405 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page