google.com, pub-3163838852151076, DIRECT, f08c47fec0942fa0
top of page
  • Yazarın fotoğrafıYitik

HAYATİ DAĞARSLAN


Her şehit başlı başına onmaz bir sızıdır yüreğimde. Lakin bazıları dağlar adeta. İşte o şehitlerden biri de Yozgat’ın kahraman evladı Hayati DAĞARSLAN’dır.

Reşitpaşa Mezarlığında medfun şehidimiz işyerime yakın olduğu için haftada birkaç kez ziyaret etme fırsatım olurdu. Kabir yola yakın tarafta olduğu için üst kapıdan girer, kabristanın içinden yürürdüm. Ve her defasında kabrin hemen sol tarafında yaklaşık otuz metrekarelik bir alan içine yaptırılmış fotoğraflı anıt mezar dikkatimi çekerdi.


Granit bir kaidenin üzerinde siyah-beyaz bir fotoğraf, altında metal büyük harflerle "ÖLÜM ADIN KALLEŞ OLSUN" ve hemen altında da daha küçük puntolarla “Yaşamı boyunca halkların kardeşliği ve eşitliği için çalıştı.” yazısını okuyarak geçerken, bu nasıl eşitlik, bu nasıl kardeşlik diye düşünmeden edemezdim.

Öyle ya. Öldüğünde bile otuz metrekarelik anıt mezarda yatarak kendini iki metrekarelik çukurlarda yatan diğer mezarlık sakinlerinden ayıran insan ne tür bir eşitliği, kardeşliği savunmuş olabilirdi ki?

Yine de Allah amelince rahmet etsin der, hızlı adımlarla şehidimize yürürdüm.


2002 yılı içerisinde şehidimizin mezar taşı ülküdaşları tarafından onarılmış ve üzerine uğruna can verdiği Türk Bayrağı ve Üç Hilal nakşedilmişti. Ocak ayı içerisinde ziyaretine gittiğimde bayrak ve üç hilalin siyah boyayla kapatıldığını görmüş ve bunu bir yazıyla dile getirerek ilgileri göreve davet etmiş bir yandan da kabrin yeniden tamiri için çalışmalara başlamıştık.

Tevafuk işte şehadet yıldönümünden birkaç gün önce çalışmalar bitmişti. Ama henüz son halini görmeye gidememiştim.

Ruhunuzun bedeninizi terk ettiğini hissettiğiniz olur mu hiç? Anlatılanları duymadığınız, baktıklarınızı görmediğiniz. İşte öyle bir şey oldu.

Hiç unutmuyorum günlerden cumaydı. Hazırlığımı yapmış Baltalimanı Serhazin Süleyman Ağa Camii’nin üst katında namazı bekliyordum.

Hayati DAĞASLAN geliverdi birden gözümün önüne. Dalmışım ve hayal aleminde kısa bir seyahat yaptığımı hatırlıyorum. O'nun mezarını ziyarete gitmişim. Ancak mezar taşının tahrip edildiğini görüyorum. Çaresizlik ve öfkeden gözyaşlarına boğuluyorum. Kafamdan bu düşünceleri kovmaya çalışarak bitirdim namazı.


Camiden henüz çıkmıştım ki; çalan telefonun sesiyle irkildim. Arayan Yusuf Hocamdı. Sesi üzüntülüydü. Birazdan üzüntüsünün nedenini anlayacaktım. Şehidimizin kabrinden bile korkan, ürken soysuzlar Hayati DAĞASLAN'ın mezar taşını bu kez tamamen kırmışlardı.

Hocama az önce aklımdan geçenleri anlattım, "hayırdır inşallah" deyip konuşmamızı bitirdik ve hemen kabri ziyarete gittim.

Gördüğüm manzara karşısında göz pınarlarıma hücum eden gözyaşlarıma engel olamadım. Olmak istemedim belki de. Ona hayat hakkı tanımayan ve kalleşçe sırtından vurarak şehit eden kızıl it sürüleri, mezarında dahi rahat bırakmamışlardı bu ülkü devini.

Bu sefer mezar taşını hepten parçalamışlardı.

Elbette ülküdaşlarımız bir bayrak gibi, bir sancak gibi gördükleri bu mezara yeni bir taş yaptırmakta gecikmediler. 27 Ocak 2002 tarihinde yani şehadet yıldönümünden bir gün sonra yani kabre konulduğu günün 24. seneyi devriyesinde taşı başucuna konuldu.


Bugün ise şehadetinin tam 44. yıl dönümü.

Peki kimdi bu kabrinde bile kızılların öfkesini cezbeden yiğitler yiğidi Hayati DAĞARSLAN?


Hayati DAĞARSLAN Yozgatlıydı. Pendik’te Alarko/Alamsaş fabrikasında çalışıyor, İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü gece okulu Türkçe bölümünde okuyordu. İşten çıkıp okula gidiyor ders bitiminde evine dönüyordu.

26 Ocak 1978 günü akşam iş çıkışı trene binmişti. Trende arkadaşıyla buluşup Feneryolu durağında inip okula gideceklerdi. Hayati Dağarslan ve arkadaşları Kızıltoprak/Feneryolu durağında inip okula doğru yürürken 15-20 kişilik bir komünist grupla karşılaştılar.

O grupla yaşanan arbede sırasında içinde üç kişi bulunan Renault marka bir arabadan inen bir kişi elinde ki tomsonla ülkücülere kurşun yağdırmaya başladı. Hayati DAĞARSLAN başından dört kurşun alırken okul arkadaşı Bülent UYGURLU ise kolundan ve karnından ağır yaralandı.


Yaralılar SSK Göztepe Hastanesine götürüldü. Hastanede beyin cerrahisi olmadığı için Hayati Dağarslan SSK Okmeydanı hastanesine sevk edilmek için bekletilirken ülküdaşının kucağında şehit düştü.

27 Ocak 1978 günü 5 bine yakın Ülkücünün katıldığı cenaze töreninde aziz na’şı omuzlarda Sirkeci Vapur İskelesine kadar taşındı. Buradan vapurla Emirgan’a götürüldü.

Emirgan Camii’nde kılınan ikindi namazından sonra Reşitpaşa Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Şehadetinin seneyi devriyesinde rahmetle, minnetle anıyorum.


Aziz ruhu şad olsun.

472 görüntüleme

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page