google.com, pub-3163838852151076, DIRECT, f08c47fec0942fa0
 
  • Yitik

SENSİZ ZAMAN GÜNCESİ


Gece tüm efsûnuyla çökünce şehrin üzerine, başlıyor yalnızlığın gövde gösterisi. Mermer zemine vuran, demir ökçe sanki yalnızlığın ayak sesleri. Tüm hücrelerimde büyüyor çığlık çığlık aks-i sedâsı. Her adım tok bir ses ve tenhasında yankılanıyor gönlümün. Ya siyah ya beyaz ortası yok artık ömrümün. Bir yetim ağlıyor Şimdi yüreğimde Geceyi ıslatıyor Kanlı gözyaşları Âlem uykuda, Herkes kendi deminde Bir benim uyanık Bir de mezar taşları Kaç zamandır yağmura hasret topraklar kadar özledim uykuyu. Önce düşünceler uykuya salmıyor, sonra onlar gidiyor ama uykuya vakit kalmıyor. Tarifi zor bir ahvâl biliyorum. Keşke haykırsa yüreğim gelse dile. Atlas yorgan, kuş tüyü yastık olsa nafile. Zorluyorum kendimi ama uyumak ne mümkün. Okyanusa düşmüş yüzme bilmeyen bir adamın can havliyle sarılıyorum Mevlâna'nın sözlerine: “Soruyorlar bana Gecelere kastın ne, Neden hiç uyumazsın Şaşarım Seven insan nasıl uyur Aşığa her türlü uyku haramdır."

Ve dudaklarımda o türkü: “Yârim yaramdır...”