google.com, pub-3163838852151076, DIRECT, f08c47fec0942fa0
 
  • Yitik

S/ÖZÜMSÜN


Uzunca zamandır almıyorum kalemi elime. Kalem bana küsmüş, ben k/aleme. Yüreğim şerha şerha, dilim lime lime. Ne hece merhem oluyor gönlüme, ne de bir kelime… Kim bilir belki alıştım, belki de kendimden uzak kalmaya çalıştım. Ama itiraf etmeliyim ki eskisi kadar hüzne belenmiyor gecelerim ve buram buram hasret kokmuyor gecelerim. Yüreğimin orta yerine, yıldırım gibi z/amansız düştüğün de olmuyor değil hani. Yangındır; söner deyip geçiyorum. Yarama tuz basmıyorum, düşlerimi kirpiklerine asmıyorum. Yalan değil. Yokluğunda suya hasret toprak gibi kuruyorum. Ama artık depreme dayanıklı düşler kuruyorum. Güçlüyüm –güya- Haberin yok sahi. Yokluğunda hüzne, hicrana, gama doydum ve bir gece senin adını “yürek söken” koydum. Yüreğimdeki yetimin kulağına fısıldadım üç kez adını. Dedim ki; yeşil gözleri ömrüme belâydı, okuduğumsa ezan değil selâydı. Bazen sen aklımdan geçiyorsun, ben kendimden. Kimi zaman bir türkünün, kimi zaman bir hatıranın mihmandarlığında geçmişin siyah-beyaz koridorlarında yürürken buluyorum kendi