google.com, pub-3163838852151076, DIRECT, f08c47fec0942fa0
 
  • Yitik

REHA OĞUZ TÜRKKAN


1994 yılıydı sanırım. Türk Edebiyatı Vakfı’nın Sultanahmet’te bulunan binasında vakfın o zaman ki genel müdürü Gazi ALTUN Bey’le sohbet ediyorduk. Bir ara kapı çalındı ve içeriye ufak tefek biri girdi. Boynuna iple astığı kurşun kalemi ve bembeyaz sakalları ile oldukça dikkat çekiciydi.

Gazi Ağabey saygıyla toparlanarak hemen girişte karşıladı O’nu. Ve nezaketle “Sizi tanıştırayım Reha Oğuz TÜRKKAN bey” diyerek takdim edince; hemen elini öpüp mahcubiyetimi gizlemeye çalışarak; “Hocam kusura bakmayın, şaşkınlığımı bağışlayın.Neredeyse tüm kitaplarınızı okudum. Ama öylesine güçlü bir kaleminiz var ki ben sizi çok iri yarı, boylu-poslu biri olarak tahayyül ediyordum.” deyiverdim.