google.com, pub-3163838852151076, DIRECT, f08c47fec0942fa0
  • Yitik

O BİR DERYAYDI



Baki Dökme hocamı yazılarından ve türkülerinden gıyaben tanıyordum. Zaman zaman telefonla da hasbihal ediyorduk. Ancak ilk yüz yüze görüşmemiz sanırım on beş yıl kadar önce gerçekleşmişti.


Sigarayı bırakmak isteyen bir arkadaşımı götürmüştüm. Eve girer girmez duvarda asılı duran sazlar dikkatimi çekti. Artık nasıl baktıysam, daha oturmadan Baki hocam sazlardan ikisini duvardan indirdi ve birini bana uzattı. Hal hatır faslına bile girmeden karşılıklı biraz çalıp söyledik. Sonra aynı özenle bağlamalar yerine asıldı ve ikramlar eşliğinde muhabbete geçildi. Sohbet o kadar güzel, o kadar lezizdi ki biz ne için geldiğimizi adeta unutmuş, sohbetin büyüsüne kaptırmıştık kendimizi.


Neden sonra Baki hocam arkadaşıma dönerek “Sigarayı bırakmak istiyor musun?” diye sordu. Arkadaşımın tereddütte kaldığını fark edince de “Bırakmak istiyorsan yardımcı olabilirim, yok eğer ben seviyorum, bırakmaya niyetim yok diyorsan hiçbir şey yapamam” diye ilave etti. Nihayet arkadaşımdan bırakmak istediğine dair onay alınca da “Sigara paketini çıkart, bir tane iç ve sonra paketi bana ver” dedi. Arkadaşım denileni yaptı ve sonra Baki hocam sigara paketini parçalayarak “Şimdi bu akupunktur iğneleri ile sana küçük bir işlem yapacağım, bundan böyle canın sigara içmeyi istediğinde beni arayacaksın” dedi.


Bu arada işlem devam ederken Baki hocam arkadaşıma “Namaz kılıyor musun?” diye sordu. Arkadaşım şaşkın gözlerle cevap vermeye çalışırken, hocam “Senin boynunda da bir sıkıntı var gibi, sana bir takım egzersizler önereceğim. Bu egzersizler namaz kılarken aslında doğal olarak yaptığımız hareketler o yüzden namaz kılıyor musun diye sordum. Yani namaz kılarsan bu egzersizlere gerek kalmaz, hem de manen kendini daha dingin ve huzurlu hissedersin” deyiverdi o kendine has munis ses tonuyla.


O gün orada kaç saat kaldık hatırlamıyorum. Ancak çıkarken arkadaşımın “Ne kadar iyi biri, burası bana çok iyi geldi. Sigarayı falan boş ver biz buraya muhabbete sık sık gelelim” dediğini dün gibi hatırlıyorum. Bir daha o arkadaşımla gitmek hiç nasip olmadı ancak pek çok arkadaşımı götürdüm yahut selamımla gönderdim hemen hepsinden benzer cümleler duydum.


Hakikaten de tanıdığım en hoş sohbet ve en munis insanlardan biriydi Baki Hocam. Bana ismimle hitap ettiğini hiç hatırlamıyorum, hep “Yitik Sevdalı” derdi. Uzun zamandır pençeleştiği hastalığı dahi onu yazmaktan alıkoymamıştı. Kendine özgü üslubuyla anılarını, şiirlerini paylaşmaya devam ediyordu.


1975 yılında TRT İstanbul Radyosunun sınavlarını kazanmış fakat aynı yıl Anestezi ihtisası ve Akupunktur eğitimi için Almanya’ya gittiğinden sahne çalışmalarına ara vermek durumunda kaldığını ve sahne çalışmalarında Baki DİKMEN adını kullandığını anlatmıştı. Hatta bir sohbetimizde radyo sınavlarına Musa Eroğlu ile birlikte girdiklerinden bahsetmişti.


Adına açtığımız Facebook Baki DİKMEN sayfasında okuduğu türküleri paylaşıyorduk.

O bir deryaydı. Kalemiyle, kelamıyla, sesiyle Türk kültürüne yaptığı katkılar kıymet bilenler için şüphesiz bir hazineden farksız.


Hastanede yatarken görüşmüştüm ancak dünya meşakkatinden bir türlü fırsat bulup ziyaretine gidememiştim. Dün gece vefat haberini aldığımda yüreğime bir efkâr balyası çöreklendi bu nedamet.


Şüphesiz “Bizi var eden Allah’tır veya varlığımız Allah içindir, sonunda O’na dönecek ve hesaba çekileceğiz” emr-i ilahisine râm olmuşuz. Allah’ın izni ve inayetiyle bugün son yolculuğuna uğurlayacağız.


Aile efradına ve sevenlerine baş sağlığı diliyorum.


Biz ondan razıydık, Rabbim de razı ve hoşnut olsun.








27 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör