google.com, pub-3163838852151076, DIRECT, f08c47fec0942fa0
 
  • Yitik

HÜNER COŞKUNER DEYİNCE


Gençlik çağlarımın en önemli figürlerindendi Hüner Coşkuner. Allah rahmet etsin gece vefat haberini alınca zihnim tutup beni elimden senelerce önceye götürüp bıraktı.


Babamın 74 model bir Murat 124 arabası vardı. Nam-ı diğer Hacı Murat. Hemen her yıl dini bayramlardan birinde annemin memleketine giderdik. Her yolculuğumuz ayrı bir macera olurdu.


Aslında arabada sadece annem, babam, kardeşim ve ben olurduk. Ancak o yolculukta bize mutlaka eşlik eden üç kişi daha olurdu. Müslüm Gürses, Gönül Akkor ve Hüner Coşkuner.


Yola çıktığımızda önce derin bir sessizlik olur, herkes içinden duasını okurdu. Sonra babam o davudi sesiyle sertçe “Hayırlı yolculuk!” der ve teybi açardı. Bu bizim için adı konulmamış bir ritüeldi sanki. Uzun ya da kısa fark etmez her seyahatte mutlaka tekrarlanırdı.


O zamanlar ne yollar ne de araçlar bu kadar kaliteli değildi. Haliyle mesafe kısa da olsa yolculuk meşakkatli ve uzun sürerdi. Sürücüler mi daha dikkatsizdi, araçlar mı teknik olarak yetersizdi yoksa yolların bozukluğundan mı bilmem ama yolculuklarımız esnasında pek çok macera yaşardık.


İşte o yolculukları neredeyse çekilir kılan tek şey o teypten yükselen cızırtılı müzik sesiydi. Radyo çoğunlukla çekmezdi o yüzden aynı kaseti çevirir çevirir dinlerdik. Elbette bu bizim değil, babamın tercihiydi ama o devirde evlatlar babalarının tercihlerine saygı duyarlardı.


Bazen de kasislere girdiğimizde seste dalgalanmalar olurdu. Kasetin sardığını anlar çıkarır bir kalemle düzelttikten sonra tekrar takar dinlemeye devam ederdik. Belki de o günlerden kalma kulak aşinalığı ile Türk Sanat Müziğini ve Hüner COŞKUNER gibi kaliteli icra edenleri halen dinlemeye devam ederim. Aracımda mutlaka bulunur.


Doksanlı yılların ilk yarısında yüksek öğrenim sonrası her Türk evladı gibi işsiz kaldığım birkaç yıllık dönemde memlekette birkaç arkadaş yan yana gelip o zaman neredeyse bir furya halini alan radyo işine el atmış, memleketimizin ilk özel radyosunu kurmuştuk.


Radyomuz Bizim Ocak bünyesinde faaliyet gösterdiği için genelde müzik seçimlerimiz marş, ilahiler ve bizim sanatçılarımızdan olurdu. Ancak o günlerde de radyomuzun vazgeçilmezlerindi Hüner COŞKUNER.


Sanatçının belki yirmiye yakın albümü vardır. Ancak benim en sevdiğim albümü 1989 yılında çıkardığı “Sakın Dönme Geriye” adını taşıyan albümüdür. Halen kaseti durur evimde. 2000’de çıkardığı klasikler ise hakikaten müthiştir.


O magazin gülü değildi. Belki de o yüzden ekranlarda çok göremedik. Ancak hem sesi, hem hanımefendiliği ile ve hem de pek çok sosyal sorumluluk projesinde yürüttüğü gönüllü faaliyetlerle sevenlerinin gönlünde taht kurmuştu.


Yeni nesil belki onun adını vefatıyla duymuş olabilir. Ancak Lösemi hastaları, bedensel engelliler ve yakınları onu çok iyi tanırlardı. Zira Lösemili Çocuklar Vakfı başta olmak üzere Bedensel Engelliler ve Dünya Şizofrenliler Derneği’nin gönüllü çalışanıydı. Albüm çalışmalarından elde ettiği gelirin bir kısmını da bu dernek ve vakıflarla paylaşırdı.


Hani hepimizin beyitleriyle Bakî olarak tanıdığı Mahmud Abdülbakî bir beytinde;


Âvâzeyi bu âleme Davud gibi sal Bâki kalan bu kubbede hoş bir sadâ imiş diyor ya hani.


Ardında bıraktığı bu güzellikler de Hüner Coşkuner hanımefendinin bu aleme saldığı bâki sadâsı işte.


Allah rahmetini, merhametini esirgemesin. Aziz ruhu şad olsun

154 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

SÖZ OLSUN