google.com, pub-3163838852151076, DIRECT, f08c47fec0942fa0
top of page
  • Yazarın fotoğrafıYitik

EL İNSAF YA HU


Ofisten bir arkadaşım sağ olsun indirimleri takip eder ve ilgimi çekeceğini düşündüğü –genelde elektronik- ürünlerin bağlantı adresini bana mutlaka gönderir. Bunu adeta vazife edinmiştir.


Geçen yıl Temmuz aylarında yine bu kutsal görev kapsamında bana bir araç içi multimedya ürünün bağlantısını gönderdi. Adresi açtım, inceledim fiyatı ülkemizdeki muadilleri ile karşılaştırıldığında gerçekten son derece uygundu. İhtiyacım da vardı. Hong Kong’dan satış yapan siteye girerek ürünü sipariş ettim.


Ara sıra satıcı firmanın web sitesine girerek kargo hareketlerini takip ediyordum. Bir hafta sonra ürünün Türkiye’ye giriş yaptığını gördüm. Fakat ne hikmetse bir daha kargo hiç hareket etmedi. Tüm çabalarıma rağmen pakete ulaşamadım, akıbetiyle ilgili bir bilgi alamadım.


Satıcı firma 35 iş gününde ürünü ulaştırmayı taahhüt ediyordu. Bekledim ve süre dolunca firma ile e-posta üzerinden iletişime geçerek paramın iadesini sağladım. Konu benim için hüsranla kapansa da en azından paramı kurtarabildim diye kendimi teselli ediyordum. Ta ki geçen haftaya kadar.


Memleket dönüşü ofiste masamın üzerinde resmi bir evrak buldum. PTT’den geliyordu. Telaşla açtım. Özetle; “Falanca tarihte, falanca web sitesinden almış olduğunuz ürünün fiyat değerlendirilmesi yapılamadığından gümrük depomuza kaldırılmıştır. Ürünü aldığınız kredi kartı ekstresini 7 gün içinde bize ulaştırırsanız ürün vergilendirilerek adresinize gönderilecektir. Aksi durumda satıcıya iade edilecektir.” diyordu.


Şaka gibi değil mi? Ama şaka değil, üstelik şaka olsa bile hiç komik değil. Ürünü aldığım kredi kartımı kapattırmıştım. Umutsuzca satıcı firmanın aplikasyonundaki menülerden eski siparişlerim bölümüne girip ekran görüntüsü alarak yazıda belirtilen e-posta adresine gönderdim.


Ve sürprizzzz!


Üç gün sonra paket elimdeydi. Düşünebiliyor musunuz, Hong Kong’dan bir haftada gelen kargonun, Başakşehir’den Fatih’e ulaşması bir yıldan uzun sürdü. Ve şikayet edebileceğiniz, meramınızı anlatabileceğiniz, sizi dinleyecek bir merci yok.


Ecnebi falan ama içim rahat etmedi. Satıcı firmaya e-posta atarak durumu izah ettim ve ürünün bedelini göndermek istediğimi belirttim. Öyle ya firmanın suçu yok. Adamlar taahhütlerini yerine getirmiş, bir haftada ürünü ulaştırmışlar. PTT’nin suçunu firmaya yüklemenin lüzumu yok.


Birkaç gün sonra gelen e-postada özetle; “Elimizde olmadan yaşadığınız mağduriyet için özür dileriz, lütfen ürünü özrümüzün kabulü olarak kabul ediniz.”


Bir yanda ürünü deposunda tam bir yıl bekleten PTT’nin duyarsızlığı, bir yanda Hong Kong firmasının nezaketi. Bakar mısınız bakış açısındaki farklılığa.


Afetler sonrası ihtiyaç malzemelerinde yaşanan fahiş fiyat artışlarını, hayatın her alanında yapılan fırsatçılıkları düşündüm de; dedesinin mirasını yiyen hayırsız haramzadeler gibiyiz. Aslında Türk’ün Türk’e propagandasını yapıyoruz. Ne dürüstlük kalmış, ne iş ahlâkı.


Ahi Evran mezarından doğrulsa yüzümüze tükürür.


Allah encâmımızı hayreylesin.


450 görüntüleme

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comentários


bottom of page