google.com, pub-3163838852151076, DIRECT, f08c47fec0942fa0

B/AŞKA SÖZÜM YOK - 2020

İlk şiirimi gürültülü bir otobüs yolculuğumda yazmıştım.  Yükseköğrenim için çok sevdiğim ilçemden, ailemden ayrılıyordum. Biraz da o burukluğun verdiği hüzünle sözcükler adeta taşmıştı yüreğimden.

Dünya kaygısı, hayat kavgası derken 1988 yılında ayrıldığım sılaya dönmek -henüz- nasip olmadı. Kanlım gibi yakama yapışan gurbetle başa çıkmanın tek yoluydu belki de yazmak, yüreğimdekileri dökmek. Kimi zaman kaleme kağıda küsüp uzun süre ayrı kalsam da, birbirini çok seven iki aşığın nazından öte gitmedi bu ayrılıklar.


Z/amansız gönül kapımı çalıverdi yine heceler. Hayatın her anı güçlüklerle, engebelerle dolu. Ve fark ettim ki yazıyorsam y/aşıyorum. O gün bugün sırdaşımdır kalemim.


Allah izin ve ömür verdiği müddetçe de yazmaya, dost yürekleri ağırlamaya devam edeceğim. 

AŞK KALEME DEĞİNCE - 2018

“Gecenin en karanlık anı, şafak sökmeden az önceki andır.”

 

Çok duydum bu sözü, çok gördüm, çok okudum. Ve hatta yüreğime nakış nakış dokudum. Gerçekten inandım mı doğruluğuna, yoksa inanmak mı istedim bilmiyorum. Dedim ya bilmiyorum bu düştüğüm nice haldi. Ama bu cümle benim düşerken tutunduğum son daldı.

Çünkü hayata tutunmak için bir nedene ihtiyacım vardı.Ne isyan ettim feleğe, ne de kin güttüm. Yüreğimin gayyasında umudumu büyüttüm. Ne varsa maziden kalan unuttum, karanlık gecelerde kendi ellerimden tuttum. Kendi dizlerime yaslayıp başımı, yüreğime akıttım gözyaşımı. Ve bazen umut ile girince dağlar arama, yetim türküleri merhem yapıp bastım yarama.


En zoruydu bekleyişlerimin, neyi beklediğimi bilmemek. Bir gece aklı kalpte yitirdim ve nihayet umudumu da yitirdim. İşte benim için gecenin en karanlık anıydı o an. Fısıldadım usulca; yan yüreğim yan. 

                                                                                                                                                         Yitik