|
Omuzlarımdan hiç
inmeyen hayat yükünün üzerine, birde yanımdan hiç ayırmadığım sırt
çantamı yükleyip çıkıyorum dışarı. Genzimi dolduran toprak kokusu bir an
gönlümdeki gurbete, köyüme götürüyor beni.
Ağaçlar
ağlamaktan bitap düşmüş bir çift yeşil göz gibi mahzun. Gece yağan
yağmurdan arta kalan son damlacıklar süzülüyor yapraklarından gönüllü
gönülsüz.
Yalancı baharla
erkenden tomurcuklanan ve açan çiçekleri, rüzgar savurmuş hoyratça
dört bir yana. Çıplak kalmış kimi ağaçlar, kış ortasında yetim kalan
evsizler gibi bükülmüş boyunları.
Üşüyorum. Yüreğim
üşüyor.
Düşünceler..
nedenler, niçinler.. sorular geçiyor zihnimden. Yüreğimde sıfır üç
depremleri.
Yürüyorum
umarsız. Ne yağan yağmura aldırıyorum, ne yüzümü yakan rüzgara. Gönlümü
ele, yüzümü yele verdim yürüyorum.
İşte her sabah
aynı asık yüzlü (u)mutsuz insanlarla karşılaştığım o duraktayım nihayet.
Fazla beklemiyorum. İlk gelen otobüse biniyorum. Şanslı günümde
olmalıyım, oturmak için yer buluyorum üstelik.
Daha gün
başlamadı bile. Oysa üzerimde anlamlandıramadığım bir ağırlık var. Göz
kapaklarım ha kapandı, ha kapanacak. İki minik cüce oturuyor sanki
üzerlerinde. Ve beynim, suyu emilmiş meyve posası gibi. Hani eğiliversem
kulaklarımdan akacak…
Gökyüzü her
zamankinden daha gri. Bulutlar balya balya yeryüzüne düşüverecekmiş gibi
duruyorlar. Ruhumu kemiriyor hicranlar. Ağır aksak ilerliyor araçlar.
Birbiri ardına dizilmiş tesbih böcekleri gibi.
Çantamda ki kitap
geliyor hatırıma. Açıp okumak istiyorum. Belki beni senden, belki beni
benden biraz olsun uzaklaştırır diye düşünüyorum. Düşünüyorum
düşünmesine de yanıldığımı anlamam fazla uzun sürmüyor.
Okuyorum güya..
Ama tek satırını bile anlamıyorum. İç içe geçiyor yazılar. Sanki bir
karınca mürekkebe basmış ve yürümüş keyfe keder.
Anlıyorum ki; bu
kitabın her sayfasında sen varsın, bu şehrin her sokağında sen. Ve senin
olduğun yerde başka hiçbir şeye yer yok.
Çaresiz
sığınıyorum içime. Ben bana tutsak, ben bana hücre. Yoksun ya sen. Savaş
görmüş bir kent gibiyim. Sokaklarımda korku dolu gözlerle bakışan
çocuklar.. Ve çığlıklar yankılanıyor duvarlarımda.
Canhıraş
feryatlar yırtıyor kulakları.
Viraneyim..
Yoksun yâr
Deliyim,
divaneyim..
Yoksun yâr
Issızım..
Ne gelen var, ne
giden..
Güneş sensin,
Yıldız sen,
Sen yediveren
Uzaklaştıkça benden
Yaklaşıyorsam sana
Ve
Büyüdükçe
Büyüyorsan içimde
Söyle
Bunda benim suçum ne?
Biliyorsun..
Sensizim…
Günüm sensiz, gecem de sensiz.
Hayatım anlamını yitirdi
Renksiz desensiz…
Güneş görmüş kar
gibiyim
Eriyorum azar azar
Yaban ele değil
Fizana gitsen ne yazar
Söyle sevdiceğim
Bunca yıllık hasreti
Hangi vuslat bozar..
15 Mart 2007, Üsküdar
|